Text Resize

-A +A

'Bir milletin dili, dini kadar önemlidir'

'Bir milletin dili, dini kadar önemlidir' Değerli okuyucularımız Eylül sayımızda Adım Adım Avrupa'yı dolaşan Kanal Avrupa ekranlarından tanıdığınız Mehmet Baş'ı 'Ayın Konuğu' sayfamızda sizlerle buluşturuyoruz. Annesinin gurbete uğurlarken eşyalarını sardığı Hürriyet gazetesinin birinci sayfasını çöpe atmayıp saklayacak kadar değerlerine bağlı biri olarak tanıdım Mehmet Baş'ı. Uzun bir süre ulusal gazetlerde ve Öztürk gibi yerel gazetelerde de çalışan Mehmet Baş, Kanal Avrupa'nın kurucuları arasında  olduğu gibi  'Adım Adım Avrupa' programıyla da yaklaşık 15 senedir ekranlarda seyircisiyle buluşuyor. Gazeteciliğinin yanı sıra sosyal çalışmalarıyla da tanınan Mehmet Baş, görsel ve yazılı basının Avrupa'da yaşayan insanlarımız için önemini ifade ederken; 'Bir milletin dili, dini kadar önemlidir' diyor.

İbrahim Ergül: Mehmet Bey sizi yakından tanıyabilir miyiz, kendinizden söz eder misiniz?

Mehmet Baş: Aslında herkes beni Samsunlu bilir, Ama ben 1958 yılında Ordu'nun Mesudiye ilçesinde doğmuşum. Beş yaşında Samsun'un Terme ilçesine taşınmışız. Hayatını çiftçilikle idame ettiren ailemin dört çocuğundan biriyim. İlk ve ortaokulu oturduğumuz ilçede bitirdim. 70'li yılların başlarında Almanya'ya giden akrabalarımız izine geliyorlar akrabalarını istek yaptırarak götürüyorlardı. Bu rüzgara bende kapıldım. Bugünlerle kıyaslanmayacak şekilde geçim sıkıntısı vardı. Duisburg'ta yaşayan akrabam Ali Çığır (Dayı deriz biz ona) beni yanına almak için gönderdiği davetle 1972 yılının ekim ayında hiç bir probem olmadan uçakla Almanya'ya geldim.

Ergül: Çocuk yaşta Almanya gelmişsiniz, Anne yok, baba yok! 'Gurbet' sizin için zor olmadı mı?

Baş: Doğduğum şehir Ordu'dan Samsun'a göçü saymaz isek bu benim ilk gurbete göç hikayemin başlangıcı, garip bir yolculuk oldu. Rahmetli babacığım beni İstanbul'a getirip bir yabancı havayolu şirketinden 1200 Türk lirasına aldığımız uçak bileti sonrası 'Allah selamet versin!' diyerek uğurladı. Ali dayım Duisburg'taydı, ama akrabalarımın bir kısmı da Osnabrück'te kalıyordu ve ben de orada yaşayacaktım. İki gün sonra trenle Osnabrück'e gittim. Bir kaç gün sonra da 14 yaşında bir çocuğun iş arama sevdası başladı. Akrabalarımla bir çok fabrika dolaştık. Bazı firmalar, yaşım küçük diye işe almadı! Bir boru fabrikası olan Stein Bürger'de kaynakçı olarak işe başlayabilmem için iş müsademi de aldılar. Belki de 14 yaşında çalışma müsadesi alan ilk yabancıydım. Çalışmaya başladığımda tanıdığım Fatma abla ilk günlerde bana hep yardımcı oldu. Zaman zaman ağladığımı görür ve dayanamazdı.

Kanal Avrupa - Mehmet Baş Buradan iki yıl sonra ayrılıp Melde şehrinde başka bir işe başladım. Okulda olmam, sokaklarda top oynanam gereken yıllarda demir yığınlarının arasında buldum kendimi. İlk yıllar kolay geçmedi kuşkusuz. İlk geldiğim günlerde çantayı açtığımda babamın benim için diktirdiği bordo renkli pijamamı rahmetli annem Hürriyet gazetesinin birinci sayfasına sarmış. Paketi açtım, ayyıldızlı bayrağın olduğu gazete sayfasını Almanya'daki bir çöpe atamadım. Göğsüme koyup gazeteyi ilk giden biriyle ya göndereceğim, ya da ilk izinimde kendim götüreceğim' diyerek bir kenarda sakladım. Osnabrück'te yaşadığım ilk yıllarda Vanlı, Karslı iki arkadaşım vardı. Biz üçümüz her pazar istasyonda buluşur, Türkçe konuşmanın özlemini, hasretini giderirdik. Akşamları da ayrılırken ağlayarak kucaklaşır, gelecek hafta buluşmak üzere vedalaşır sonra herkes evine giderdi.

Ergül: Yaşadığımız toplumda derneklerin önemi nedir? Derneklerde görev aldınız mı?

Baş: Derneklerin varlığının yaşadığımız toplumda insanlarımız için çok önemli olduğuna inanıyorum. Belki biliyorsunuzdur, ilk yıllarda bayram namazları bile kiliselerde, fabrikalarda ya da spor salonlarında müsade alınarak kılınırdı. Henüz camidir, cemiyettir yoktu! 'Heim'ların bodrum katlarında namaz kılanlar, fabrikalarda çalışanlar birbirleriyle konuşarak cami, dernek gibi kuruluşlara ihtiyaç olduğu dile getirilirdi. Benim yaşadığım şehirde de büyüklerin çağrısına uyarak dernek kuruluş çalışmalarında bulundum. Toplantı tutanaklarını tutardım. Melde de kurulan cami derneği Almanya'da kurulan ilk derneklerden sayılır. Yapılan kongrede yönetime seçildim ve 16-17 yaşlarındayken derneğin sekreterliğini yapmaya başladım. Dünya görüşü olarak milliyetçi duygulara sahip olduğum için derneğimizin faliyetlerinde oldukça aktif çalışmalarım oldu. Daha sonra Melde ve Çevresi Türk İslam Cemiyeti (Şimdiki Mimar Sinan Camisi) başkanlığına seçildim. Ayrıca bizim Türk Federasyonu diye isimlendirdiğimiz kurumun Aşağı Saksonya bölge yönetiminde bulundum. ATİB'in kuruluş çalışmalarından itibaren görevler aldım.

Yazılı ve görsel basına nasıl başladığınıza gelelim. Gazeteciliğe ne zaman başladınız?

Mehmet Baş Zülfiye Kaykın ile Baş: Radyoda derlediğim haber özetlerini fabrikada, heimda arkadaşlarımla paylaşıyordum. Bir sorumluktan dolayı gazeteciliğe başladım. İlk olarak Tercüman'da daha sonra Tercüman'ın Almanya’dan çekilmesiyle Türkiye gazetesinde ve aynı zamanda Bielefeld bölgesinde yayın yapan Öztürk'te çalışmaya başladım. Haberlerimin gazetelerde çıkması beni motive ediyor, mutlu oluyordum. Niedersachsen, Aşağı Saksonya bölgelerinden en çok okunan haberleri yapıyordum. Öztürk'ün sahibi Adnan Bey'in (Öztürk) Karadenizli olmasından ortak noktalarımız çoktur. Gazeteyi birlikte çıkarma, birlikte çalışma önerisini kabul ettim. 24 yıl aralıksız Öztürk gazetesinin haber ve reklam bölümü başta olmak üzere genel kordinatörlük işlerini yürütmek nasip oldu.

Ergül: Kanal Avrupa serüveninden, Adım Adım Avrupa Programı'ndan da söz edermisiniz?

Baş: Kanal Avrupa’nın sahibi Alipaşa Akbaş, Akbaş Müzik'in de kurucusu. Hem Türkiye’de hem de Avrupa'da Türk müziğine önemli katkılar sunmuş bir kişi. Alipaşa Akbaş hem hemşehrim, hem de gönüldaşım. Biz onunla Türk Federasyonu ve ATİB'deki dernek çalışmalarından tanışırdık. Kader bizi bir şekilde buralarda buluşturmuştu. Avrupa da yayın yapan yazılı basının da her geçen gün kan kaybını görüyorduk. 7 milyona yakın Avrupalı Türkler arasında iletişim kurabilmenin yollarını sohbetlerimizde tartışırdık. O sohbetlere katılabilmek için Osnabrück'ten Mülheim'e geliyor,'Ne yapabiliriz'e yanıt arıyorduk. Ali bey kültürümüzü ve milli değerlerimizi önemsiyordu. Dergi gazete çıkarma önerilerine, televizyon işleriyle haşır neşir olmuş bir arkadaşımız televizyon kuralım önerisi getirdi. Değerlendirmeler sonrasında televizyon kurmaya karar verildi. Televizyonun kuruluş amacı; Avrupa'da yaşayan insanlarımızı sosyal hakları, ihtiyaçlarıyla ilgili konularda bilgilendirmekti. Ülkemizle olan bağlarını güçlendirmek istiyorduk. Ali bey başlangıçta oldukça fedekarlık yaptı ve 'mali işi ben çözerim' dedi.Türksat uydu kirası zaman, zaman uykularımızı kaçırsa, sıkıntılara soksa da, başarılı bir 15 yılı geride bıraktığımızı söyleyebilirim.

Ergül: 'Adım Adım Avrupa' programının içeriği hakkında bilgi verirmisiniz?

Baş: Biz Avrupa'daki Türkleri bir aile olarak düşünüyoruz. Fransa, Belçika gibi ülkelere  gittiğimizde ordaki insanlarımızı işadamlarımızı ziyaret edip, onların sorunlarını, taleplerini dinliyor, yeni açılışlara katılıyoruz. Bir işyerimizin televizyonda programı yapıldığı zaman başka ülkelerdeki vatandaşlarımıza da ulaşabiliyorlar. Kanal Avrupa olarak adım adım Avrupa'yı dolaşarak dostluğumuzu gösteriyoruz. İlk gün programını yaptığım işletme sahibiyle seneler sonra bile görüşsek kucaklaşırız. Avrupadaki insanlarımız kendi içlerinden çıkan ekibe, televizyona daha iyi sahip çıkmalıdır. Toplum olarak malesef elimizdeki değerin kıymetini bilmemek gibi bir sıkıntımız var.

Ergül: Yaptığınız özverili çalışmalara destek alabiliyor musunuz?

Baş: Kanal Avrupa Televizyonu'nun görev sorumluluğu büyük. Avrupa’da yaşayan insanımızın anavatanla bağlarının güçlenmesine verdiği katkının yanı sıra iki ülke arasındaki köprü görevini yerine getirmekte. Avrupa'dan yayın yapan tek Türk televizyonuyuz. Ülkesiyle, insanlarıyla barışık olan bir Türk televizyonu olan Kanal Avrupa olarak  güzel hizmetler verilirken destek alamamanın sıkıntısını hâlâ yaşıyoruz. Bir bütünlük içersinde insanlarımızın hepsini kucaklayan bir yapıya sahip ve yayın hayatını sürdürme gayretindeyiz. Avrupa ile Türkiye arasında bir köprü kuran Kanal Avrupa'nın bu desteği hak ettiği görülmelidir diye düşünüyorum.

Ergül: Türkçe yayın yapan görsel ve yazılı basının Avrupada yaşayan insanlarımız için önemi nedir?

Baş: Bir toplumun, bir milletin dili dini kadar önemlidir. Dilini kaybeden toplum, din dahil bütün değerlerini kaybedebilir.Türkçe yayın yapan televizyon ve gazeteler toplumumuzun bir yerde can damarı sayılır. Kimlikleriyle ilgili can damarı. Anavatandaki akrabalarıyla kurulacak iletişimde can damarı. Değerlerinden haberdar olması konusunda çok önemlidir anadil Türkçe. Türkçe bilmeyen birinin Türkiyedeki yakınlarıyla iletişimini düşünebiliyormusunuz? Başka ülkeler Türkiye'nin en ücra şehrine okullar kurmuş. Öğrencileri kendi ülkelerinden oraya göndermediler. Bu ülkeler bunu yaparken,ülkemiz kendi insanına destek veremez mi? Oturup ağlamanın gereği var mı? Türkçemizin yok olmaması için ,Türkçe yazan, çizen gazetelere televizyonlara sahip çıkılmalı.

Ergül: Avrupa ile ilişkilerimiz son dönemlerde oldukça gergin. Avrupayı adım adım dolaşan biri olarak gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Baş: Diyalogların samimi bir şekilde yürümesi için uluslararası ilişkilerdeki diplomasi dili kullanılmalı. Avrupa'da yaşayan insalarımız ülkeleri için çok fedakarlık yapıyorlar. Geçmişte Hollanda olaylarını hep birlikte yaşadık. Atların teptiği, köpeklerin ısırdığı gençlerimiz Hollanda da sabahın erken saatlerinde evlerinden toplanarak ifadeye götürüldü, gelecekeriyle ilgili kırmızı dosyalar oluşturuldu. Bunlara dikkat etmek lazım. Söylem ve eylemlerde bulunurken siyasetçilerimizin bu ülkelerde insanlarımızın yaşadığını göz önünde bulundurmaları lazım. Malesef biz ülke olarak birşey yapacağımızın daha aylar öncesinden anosunu yapıyoruz. Diğer ülkelerde bu yok! Örneğin Almanya Yunanistan’daki havaalanlarını satın aldı, kimsenin haberi oldu mu? Sorunlar kamuoyu önünde değil, masada müzakere edilmeli. Daha dikkatli olunması hepimizin faydasına diye düşünüyorum. Muhabirce/İbrahim Ergül- BALIKESİR

MAGAZİN& KÜLTÜR

Mehmet Tasin veröffentlicht Debutroman
Friday, 09.04.2021
Die einen verwenden einen Stift, die anderen tippen am Computer. Mehmet Tasin schreibt mit Herz. Kürzlich hat der Leiter der Abteilung IN.TRAINING bei INEOS in Köln seinen Debutroman veröffentlicht...

MEKANLAR&LOCATIONS

Soldan: Attila Koca, İbrahim Aydın, Kürşad Koca
Saturday, 19.09.2020
MUHABİRCE/ NEUKİRCHEN-VLUYN - Duisburg ve çevresi için Neukirchen-Vluyn şehrinde Wilhelm-Reuter-Allee 1 numarada, 12 bin metrekare alan üzerinde açılan düğün ve etkinlik Salonu VIVA Event &...

TOPLUM- GESELLSCHAFT

Viyana Belediyesi kampanya sayfasi
Sunday, 11.04.2021
Cumartesi akşamı silayolu.com sitesinin facebook üzerinden yaptığı yayına katılan T.C. Salzburg Başkonsolosu Berkan Pazarcı, bu yıl Türkiye Almanya karayolu güzergâhında korono salgını dolayısıyla...

BİLİM & TEKNİK

Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci (solda)
Friday, 19.03.2021
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısını geliştiren Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucu ortakları Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci'...

YEMEK KÖŞESİ- KÖSTLICHKEITEN

Sade poğaça
Sunday, 20.12.2020
Malzemeler 2 yumurta akı 2 su bardağı süt 1 bardak su 1,5 su bardağı sıvı yağ (ölçü eritilmiş tereyağı ile karıştırılabilir) 1 paket yaş maya.1 kaşık tuz, 1 kaşık şeker 1 bardak nişasta, aldığı kadar...