Text Resize

-A +A

B.Gemici: İsmet İnönü’yü saygıyla anıyoruz

Bahattin Gemici İsmet İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’nda ve Lozan’da yaptığı büyük hizmetleri bildiğim halde O’nun altmışlı yılların sonunda boykot yapan üniversite öğrencilerine;  "Haytalar, haydi okullarınıza!” demesine bir anlam veremez, kendisine için için kızardım. Oysa abilerimiz o yıllarda demokratik üniversite, sosyal adalet ve bağımsız bir Türkiye için mücadele ediyor, 6. Filo’yu limanlarımızdan kovuyordu.

Yerli işbirlikçiler gençliğin bu demokratik eylemlerini bastırmak için her türlü yolu denediler; saldırılar düzenlediler; gençlik hareketini böldüler, anarşi ortamı yarattılar; halk çocuklarını birbirine kırdırmaya başladılar. Gençler öldürüldü, zindanlara atıldı, okullarından kovuldu. Belki de İsmet Paşa haklıydı; olacakları önceden görmüştü. Okumadan, bir meslek ve mevki sahibi olmadan gençlerin vatan için düşündüklerini uygulama olanağı var mıydı? Ne demişler: “Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse.” Henüz bıyıklarımın yeni terlemeye başladığı yıllardı. Paşa’nın haklı olabileceği aklımın ucundan bile geçmiyordu.

İnönü'nün cenaze töreni

(soldan) A. Menderes, R. Koraltan ve İsmet İnönü 1973 yılının Aralık ayının 25. günü İsmet Paşa öldüğünde Çankırı’nın Kurşunlu ilçesinin Yakalı Köyü’nde öğretmendim. İlköğretim müdürü  Rıfat Öz’den tedavi amacıyla Ankara’ya gitmek için sözlü izin aldım. İsmet Paşa yeni vefat etmişti. “Ankara’ya gidince onun cenaze törenine katılırsın mutlaka” deyince boş bulunup Nazım’ın “Bu milletin anasını ağlatan / Bir İsmet, bir Adnan, bir Koraltan” dizelerini söyleyiverdim. Müdür Bey buna çok bozuldu. “O nasıl söz Hocam!” dedi. Müdürle vedalaşıp yola çıktım. Ankara’da İsmet Paşa’nın cenaze törenine katıldım. Maltepe Camisi’nde kılınan namazdan sonra cenazesi bir top arabasının üzerine konmuş, düzenlenen devlet törenine çok sayıda yabancı temsilci; devlet adamı, diplomat ve asker katılmıştı. Onların cenazenin ardından ağır adımlarla yürüdüklerini anımsıyorum. Onbinlerce insan kaldırımları doldurmuş, Paşa’yı hüzün içinde son yolculuğuna uğurluyorlardı; içlerinde ağlayanlar vardı.

Ankara’da tedavi olduktan sonra Kurşunlu’ya döndüm. Rıfat Beyin makamına çıktım. “Siz nerdeydiniz?” diye beni azarladı. “Ankara’daydım Hocam” diye yanıtladım. “Kimden izin aldın?” diye bana çıkıştı. “Hocam, siz bana izin verdiniz ya” dedim. “Ben sana öyle bir izin vermedim,” demesin mi? Al başına belayı... Elimde yazılı izin kâğıdı olmadığı için haksız duruma düşmüştüm. Durum kötüye gidiyordu, meslekten atılmak üzereydim. İsmet Paşa başıma dert açmıştı. Neyse ki Hasanoğlan mezunu kasabanın yerlisi ağabeyler araya girdi de durumu kurtardık.

İnönü'nün cenaze töreni (1973) Geçen sene yaz tatilinde Anıtkabir’e gittik. Atatürk yattığı yerde bile yurttaşlarına görevini anımsatıyor; laik, demokratik cumhuriyeti savunanlar ondan güç alıyor. Türkiye’nin her tarafından gelen ziyaretçilerin ardı arkası kesilmiyor. Atatürk’ü ziyaret ettikten sonra Anıtkabir meydanının öteki ucunda bulunan İsmet Paşa’nın mezarına gittik. Çoktandır kendisiyle barışık olduğum İsmet Paşa da bundan haberdar olmuştu artık...

İnönü ve Atatürk

Bir öğretmenim anlatmıştı; Bir gün İsmet Paşa, Atatürk’e; “Paşam sizin değeriniz bir, benim değerim ise sizin yanınızda sıfırdır. Ama ikimiz biraraya gelirsek on ederiz” demiş. Ne güzel... Atatürk ve İsmet İnönü birbirini tamamlayan iki büyük insanımızdır. Kendilerine çok şeyler borçluyuz.  İkisi de ışıklar içinde yatsın.

TRT’nin hazırladığı Kurtuluş filmindeki bir sahneyi her seyredişimde tüylerim diken diken olur. Millet, cephedeki durumu endişe içinde merak etmekte, cepheden haber bir türlü gelmemektedir. Nihayet bir telgraf gelir:

“Metristepe’den, 1.4.1921 ”Saat 6.30 (18.30’da) Metristepe’den gördüğüm durum. Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olduğu sanılan bir düşman birliği sağ kanat grubunun saldırısı üzerine, dağınık olarak çekiliyor. Yakından kovalanıyor. Hamidiye yönünde karşılaşma ve çatışma yok. Bozüyük yanıyor. Düşman, binlerce ölüleriyle doldurduğu savaş alanını silahlarımıza bırakmıştır.” Batı Cephesi Komutanı İsmet” (1)

Kurtuluş filminde bu telgrafın Ankara’da Meclis’te ve Meclis önünde cepheden haber bekleyen halk üzerindeki etkisini, hele gözleri umutla parlayarak ayağa kalkan dedeyi herkesin mutlaka görmesini dilerim.

Atatürk'ün İsmet Paşa için yazdıkları

İsmet İnönü ve Atatürk Ertuğrul yatında (1936) Atatürk, İsmet Paşa’nın, ülkemizin kaderini belirleyen bu başarısı üzerine şunları yazar: “Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Savaşlarında yüklendiğiniz görev ölçüsünde ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır. Ulusumuzun bağımsızlık ve varlığı, çok üstün yönetiminiz altında şerefle görevlerini yapan komuta ve silah arkadaşlarınızın duyarlığına ve yurtseverliğine büyük bir güvenle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun kara yazgısını da yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine dek utkunuzu kutluyor.

Düşmanın yurdumuzu ele geçirme tutkusu, dayancınızın ve yurtseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu. Adınızı övünç yazıtları arasına geçiren ve bütün ulusta size karşı sonsuz bir saygı ve bağlılık duygusu uyandıran büyük savaşınızı ve utkunuzu kutlarken, üstünde durduğunuz tepenin, size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref alanı gösterdiği kadar, ulusumuz ve kendiniz için yükseliş pırıltılarıyla dolu bir geleceğin çevrenini de gözler önüne serdiğini söylemek isterim.”(2)

İsmet İnönü ölümüne dek yurdumuz için çok işler yaptı; ülkemizi bütün tuzaklara rağmen 2. Dünya Savaşı’na sokmadı. İktidarı kaybetmek pahasına çok partili hayata geçişi sağladı. Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu oldu. İrticaya ve yolsuzluğa karşı çıktı. “Bir ülkede namuslular da, en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadırlar” dedi.

Kurtuluş Savaşı kahramanı, Atatürk’ün silah arkadaşı İsmet Paşa’yı saygıyla, özlemle anıyoruz.

SÖYLEV, Cilt:1-2, sayfa 309, Basıma hazırlayan Ord. Prof.Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Çağdaş Yayınları

Atatürk Cep Kitabı, s. 22, B.Gemici

Bahattin Gemici/ Almanya

Fotograflar: Anadolu Ajansı'na aittir izinsiz kullanılamaz

MAGAZİN& KÜLTÜR

Yıldız Kenter son yolculuğuna uğurlandı
Tuesday, 19.11.2019
İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede pazar günü hayatını kaybeden Yıldız Kenter bugün son yolculuğuna uğurlandı. Kenter için ilk tören Kenter Tiyatrosu’nda düzenlendi. Kenter'in cenazesi tören için...

MEKANLAR&LOCATIONS

Çay bahçesinde çaylar semaverden
Saturday, 15.06.2019
Duisburg'un Hamborn semtindeki İltis Park'ta hizmet veren çay bahçesi, semaver çayı ve nargile servisiyle vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Duisburg'un Hamborn ile Neumühl semtleri arasında...

TOPLUM- GESELLSCHAFT

Yıldız Kenter son yolculuğuna uğurlandı
Tuesday, 19.11.2019
İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede pazar günü hayatını kaybeden Yıldız Kenter bugün son yolculuğuna uğurlandı. Kenter için ilk tören Kenter Tiyatrosu’nda düzenlendi. Kenter'in cenazesi tören için...

BİLİM & TEKNİK

Yapay kalp cerrahı Dr. Dilek Gürsoy’a Alman Tıp Ödülü verildi
Tuesday, 19.11.2019
Yapay kalp cerrahı Dr. Dilek Gürsoy, Almanya'nın Düsseldorf kentinde düzenlenen törenle Alman Tıp Ödülü'nü aldı. Düsseldorf Kongre Merkezi'ndeki törende "German Medical Award 2019" ödülüne layık...

YEMEK KÖŞESİ- KÖSTLICHKEITEN

Özellikle çocuklar doğru ekmekle doğru şekilde beslenmeli
Friday, 22.02.2019
Ankara'da 12 yıldır ekmek sektöründe bulunan Mine Ataman (40), Anadolu'da ekmeklerin ekşi maya ve uzun fermantasyonlarla yapıldığını söyleyerek, "Ekşi maya ve uzun fermantasyonla ekmek yaptığımızda...

DERNEKLER- VEREINE

Zonguldaklılar, göçün 59. yılı anısına gece düzenledi
Saturday, 16.11.2019
Almanya'nın Gelsenkirchen kentinde faaliyet gösteren Avrupa Zonguldaklılar Derneği Marl şehrinde Gurbette 59. Yıl adı altında bir etkinlik düzenledi. Armoni Palace Marl Salonu'nda yoğun bir...