Text Resize

-A +A

Değersizlik duygumuzu nasıl yeneriz?

Sen çok değerlisin; kim olduğun, hangi mesleği yaptığın, nereden geldiğin, hangi dine ve etnik kökene ait olduğun, bugüne kadar ne başardığın hiç önemli değil!

Evet doğru okudun, çok değerlisin ve eşsizsin bu dünyada!

Burada önemli olan bunun bilincinde misin, böyle hissediyor musun? Hayır dediğini farkeder gibiyim çünkü birçok insanın değersizlik, özellikle özdeğer, özsevgi ve özgüven problemleri var.

Önce istersen bu değersizlik duygusunun nereden geldiğine bakalım. Hangi ailede dünyaya geldiğin, nasıl bir çocukluk geçirdiğin, nasıl bir eğitim aldığın, hangi okullara gittiğin vs. Hepsi çok önemli öz değerimizin oluşmasında. Çocukluğunda sevilen özgüven aşılanan ve olduğu gibi doğru olduğu hissiyle büyüyen bir kişi özdeğerinin farkındadır genelde. Fakat tam aksine sürekli eleştirilen, alay edilen veya şiddet gören, küçük başarısızlıklarla büyüyen olduğu gibi doğru olmadığı empoze edilmiş bir kişinin özdeğeri büyük ihtimalle düşük olacaktır.

Özdeğerimizin genelde çok düşük olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Özdeğerimizi başkalarından onay almaya, kabul görmeye bağlıyoruz ve kendimizi beğendirmek ve başkalarının beklentilerine göre yaşama eğilimindeyiz çogu zaman. Çünkü hiçbir toplumda başkaları ne der diye hayati kararlar verilmez. Eleştirilere karşı çok hassasız, yapıcı eleştirilere bile. Değersizlik hissimizi mükemmel olmaya, çok başarılı olmaya çalışarak kapatmaya çalışıyoruz genelde. Ülke sıralamasında sosyal medyann Türkiye gibi ülkelerde en yüksek kullanımı da zaten bunun bir kanıtı. Paylaştığımız resimlerle ne kadar güzel ve değerli bir hayat yaşadığımızı ne kadar güzel ve başarılı olduğumuzu hep gözler önüne sererek ve onay alarak tatmin oluyoruz. Sosyal medyanın tabii ki çok avantajları da var, ama burada konumuz bu değil.

Evet özdeğer, özşefkat ve özgüven duygularımız hayatımızı çok derinden etkiliyor. Hayata temel bakış açımız, mutluluğumuz, sağlığımız, hayatı memnuniyet ve coşkuyla yaşamamız, kendimizi sevmeye layık görmemiz, ilişkilerimiz, kariyerimiz vs. vs. Hepsi özdeğer ve öz şefkate bağlı.

Çünkü özdeğer duygularımız düşükse mutsuz ilişkiyi devam ettiriyoruz ve doğru insanı seçemiyoruz. İşlerimizde daha az cesaretli ve daha çekimseriz dolayısıyla bu da başarımızı olumsuz etkiliyor.

Sürekli bir çaba halindeyiz daha iyi olmak, daha mükemmel olmak ve kendimizden beklentimiz sınırsız. Üstelik istediğimiz gibi gitmeme durumunda kendimizi yerden yere vuruyoruz. Tükenmişlik sendromunun da sebeplerinden biri bu, kapasitemizin hep üstünde çalşmak. Kendi özdeğerini bilmeyip başkalarının beklentilerine göre yaşamanın sonu yok, yani bu dipsiz bir kuyu.

Kısa vadeli özdeğerimizi özgüvenimizi vs. yükseltebilirz ama bunlar hiçbir zaman kalıcı ve gerçek olmayacak ve bizi mutlu etmeyecektir. Çünkü yıllarca çocukluğumuzdan beri hücrelerimizde bedenimizde ve beynimizde bambaşka kodlamalar ve duygular hafızalandırdık. Yani özdeğer, özsevgi ve özgüvenimizi yükseltmek ve sağlamlaştırmak istiyorsak içsel psikolojik çalışmalar yapabilmemiz gerekiyor. İnanç kalıplarımızı, düşüncelerimizi, duygularımızı değerlerimizi hedeflerimizi gözden geçirmemiz ve değiştirmemiz gerekiyor.

Bunu başarmak için psikoterapide çeşitli bilimsel metodlar var. Bunları uyguladığımız ve hayatımıza entegre ettiğimiz zaman özdeğer özsevgi duygularımızı sağlamlaştırabiliriz. Çünkü artık inanç kalıplarımıza ve hücrelerimize işlemiştir beynimize kodlanmıstır ne kadar değerli ve sevilmeye layık bir insan olduğumuz.

Öz değerini bulduğun zaman artık hayatına başka gözle bakacaksın! Öz güvenin ve kendine inancın tam olacak ve öz şefkatli biri olacaksın! Olduğun gib sevilmeye ve bütün iyi şeylere layık olduğuna inanacak ve hayatını olduğu gibi kabul edecek ve seveceksin!

Bu da birçok problemleri ortadan kaldıracak! Sağlıklı bir özdeğerimiz varsa daha huzurlu, mutlu ve dingin oluruz! ilişkilerimiz daha doygun, işimizde daha başarılı oluruz!

Bütün bunlara geliştirdiğim atölye çalışmasında* bilimsel kanıtlanmış tekniklerle, metodlarla ve stratejilerle ulaşabilirsin!

Bu çalışmadan sonra düşüncelerin duyguların, davranışların ve herşey bambaşka, çok daha olumlu olacak! Hücrelerinde, dokularında, Bedeninde özdeğerini hissedeceksin, özşefkat ve özgüvenle hayatını devam ettireceksin! Kısaca mutlu olacaksın!

*(17.11.2018 saat 10 da, Moers’te gerçekleşecek atölye çalışması ile ilgili ayrıntılı bilgi için tel. 0176 43 63 52 06)

MAGAZİN& KÜLTÜR

Süheyla ve Serdal Eğritaş
Pazartesi, 17.12.2018
Duisburg'un sevilen ailelerinden Eğritaş'ların oğlu Serdal, Serhat -2 Düğün Salonu'nun sahibi Metin ve Nurgül Adıgüzel'in güzel kızları Süheyla ile dünya evine girdi. Keman eşliğinde şarkılarla...

MEKANLAR&LOCATIONS

Çikolata müzesini gezdiniz mi?
Cumartesi, 14.10.2017
Almanya'nın Köln kentinde 1993 yılında açılan, kakao ve çikolatanın 5 bin yıllık geçmişine yolculuk yaptıran Çikolata Müzesi'ni yılda yaklaşık 700 bin kişi ziyaret ediyor. AA muhabirinin müze...

TOPLUM- GESELLSCHAFT

Mevlana Celaleddin Rumi’nin ölüm yıldönümü
Pazartesi, 17.12.2018
Ölüm gününü "düğün gecesi" anlamına gelen "Şebiarus" diye tanımlayan Mevlana, 17 Aralık 1273'te vefat etti. Fikirleriyle insanlığa ışık tutan Mevlana Celaleddin Rumi, 17 Aralık 1273'te hayatını...

BİLİM & TEKNİK

Her iki kişiden biri Instagram kullanıyor
Perşembe, 13.12.2018
Ekim 2018 itibariyle dünyanın en büyük Instagram kitlesine sahip olan ülkeleri belirlendi. Buna göre, Türkiye'de nüfusun yaklaşık yüzde 45'i yani 37 milyon kişinin popüler fotoğraf paylaşım...

YEMEK KÖŞESİ- KÖSTLICHKEITEN

Fasülye, Hıyar, menekşe ve latin çiçekleri
Pazar, 16.12.2018
Antalya'da minyatür sebze üretimiyle tanınan Erüst Tarım tarafından 13 çeşit yenebilir çiçek üretiliyor. Bazı marketlerde paket halinde satılan rengarenk çiçeklerle özel yemeklerde tabaklar...

DERNEKLER- VEREINE

ÇAYDER 2019 yılına yeni uyum projeleri ile giriyor
Cuma, 14.12.2018
2013 yılında Almanya'nın Kuzey Ren- Vestfalya (KRV) Eyaleti'nde resmi olarak kurulan Avrupalı Çaycumalılar Derneği (ÇAYDER) 2019 yılında uyum projelerini başlatıyor EĞİTİM TABANLI ÇALIŞMALAR...